Okul öncesi eğitim neden önemli?
Okul öncesi eğitim, anasınıfı ve sadece ilkokula hazırlık
dönemi olarak düşünülse de 0-6 yaş arasını kapsayan ve çocuğun tüm hayatını
etkileyen en önemli dönemdir. İnsanın en hızlı geliştiği dönem 0-6 yaş
aralığıdır. Bu dönem; sosyal, duygusal, bilişsel, fiziksel ve dil gelişiminin
büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğinin temellerinin atıldığı en kritik
dönemdir. Doğumdan hemen sonra beyin gelişimi başlar ve çocuk çevreden aldığı
uyarılarla nöronlar arası bağlantılar kurmaya başlar. Bu dönemde çocuğun doğru
beslenmesi, yaşıtlarıyla sosyal ilişki kurması, yaş özelliklerine uygun oyun ve
oyuncaklarla buluşması, fiziksel gelişim ve denge sisteminin desteklenmesi için
açık havada özgürce hareket edebileceği ortamların sağlanması önemli.
Erken yaşta çocuklar, yeni sesleri duymaya ve farklı dilleri
öğrenmeye çok hazırdır. Yeni bir dil duyduklarında, bu sesleri çok hızlı bir
şekilde kaydederler. 1-3 yaş aralığında yabancı dil öğrenmeye başlayan çocuk, 6
yaşına geldiğinde, ana dili ile ikinci dili akıcı bir şekilde konuşabilir.
Erken yaşta başlayan dil öğrenimi çocuğun zihinsel becerilerini de geliştirir.
Dil eğitimi, oyunlar, şarkılar, danslar eşliğinde günlük hayatın bir parçası
haline getirilerek verilmeli.
Okul öncesi eğitime başlamak için en uygun yaş kaç?
Okul öncesi eğitim 0 yaşında başlar. Çocuklar doğduklarından
itibaren hızla öğrenmeye başlarlar. İlk öğretmen annedir. Bu nedenle annelerin
bilinçli olması çok önemli. 1,5 - 2 yaştan itibaren çocuklar fiziksel olarak
hareketlenmeye başlar, ev ortamı çocuğa yetmez ve yaşıtlarıyla sosyalleşmeye
ihtiyaçları artar. Bu dönemde aileler, çocuklarının düzenli olarak haftada
birkaç kez sosyalleştirebilecekleri, yaşıtlarıyla bir arada olabilecekleri
etkinliklere katılmasını sağlamalılar. 3 yaştan itibaren mutlaka anaokuluna
başlamaları gerekir.
Okul öncesinde nasıl bir eğitim verilmeli?
2010’dan sonra gözlerini açan; öz güvenleri, son derece
gelişmiş dijital becerileri ve teknolojiye olan yatkınlıklarıyla hepimizi
hayrete düşüren çocuklar, başka bir kuşağın ilk temsilcileri olarak dünyaya
‘merhaba’ dediler. Önceki kuşakların hayal bile edemedikleri konularda gelişmiş
yeteneklere sahip yeni kuşağa: Alfa adı verildi. Her hafta 2,5 milyon Alfa,
dünyaya geliyor. Okul öncesi eğitim öncelikle işte bu kuşağın özellikleri ve
ihtiyaçları göz önüne alınarak programlanmalı. Çocuklar duyularıyla hissederek,
dokunarak, deneyimleyerek ve hareket ederek öğrenirler. Anne babalar seçmeyi
planladıkları okulda ilk önce, çocukların serbestçe hareket edebilecekleri bir
bahçe olup olmadığını sorgulamalı.
Okul öncesi eğitimde çocukların karar verme, inisiyatif
alma, sorgulama becerilerini, merak ve keşif duygularını geliştirici, kendi
kendine öğrenmelerini teşvik edici bir ortam tasarlanmalı. Yaş gruplarının
gelişim özelliklerine uygun temalar, öğrencilerin aktif katılımıyla
belirlenmeli; drama, kukla, şarkı, oyun ve deney gibi farklı öğrenme
teknikleriyle zenginleştirilerek uygulanmalı. Açık uçlu, tasarım, yaratıcılık
ve üretkenlik gerektiren materyal ve oyunlar çocukların kendilerine olan
güvenlerini geliştirir. Her çocuk belirlediği temalar doğrultusunda
öğrendiklerini, küçük kas becerilerini kullanarak yaratıcı bir ürün haline
dönüştürmelidir. Programı uygulayan öğretmen, öğreten değil; rehber ve yol
gösterici olmalı.

0 Yorumlar